“`html
Demir Yollarının Geleceği: 2026 İçin Stratejik Fırsatlar
Demir Yollarının Geleceği: 2026 İçin Stratejik Fırsatlar
- Paylaş
- Tweetle
- Gönder
- ABONE OL
Yiğit Belin, İstanbul Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olup, İspanya’da MBA eğitimini 2009 yılında tamamladı. 2011 yılında PMP eğitimini aldı. kariyerine uluslararası ticaret alanında başladı ve 2008 yılında İstanbul Metro Projesi’nin (M4) Proje Yöneticisi olarak demiryolu sektörüne girdi. 2013-2024 yılları arasında Bozankaya’da çeşitli alanlarda liderlik yaptı ve sürdürülebilir ulaşım projeleri üzerine uzmanlaştı. 2024’te Alstom’da Ticari Direktör olarak görev aldı ve 2025’te kendi girişimi RedApple’ı kurdu. Ulaşım sektöründe yenilikçi projelerin başında yer alan Belin, ARUS Başkan Yardımcılığı ve diğer önemli pozisyonlarda görev aldı.
Not:
Bu yazı, yazarın kişisel görüş ve değerlendirmelerini içermektedir.
Sektörde çeyrek asıra yaklaşan deneyimlerim, olaylara bakış açımı önemli ölçüde değiştirdi. Genç bir ticaret uzmanı iken, bir trenin aerodinamiği ve motor gücüne odaklanıyordum. Şimdi, o trenin finansal altyapısını, diplomatik pazarlıklarını, ülkenin geleceğini şekillendirecek stratejilere odaklanmak durumundayım.
Rakamlar Ne Diyor?
Küresel demiryolu pazarı 240 milyar Euro’yu aşmış durumda. Türkiye’nin 2053 vizyonunda belirlediği 64 milyar Euro’luk hedef, 2025-2035 yıllarında 40 milyar Euro’luk bir fırsat penceresi sunmaktadır. Ancak, bu pencere sonsuza dek açık kalmayacaktır.
Özellikle 2025-2030 döneminde 1.074 araca ihtiyaç duyulacak ve toplam finansal gereksinim yaklaşık 6.4 milyar Euro olacak. Bu dönem, acil ihtiyaçların karşılandığı adeta bir “yangın söndürme” dönemi olacak. Ancak esas büyük yatırım dalgasının 2030-2039 döneminde geleceği öngörülüyor; burada 2.640 aracın gereksinimi söz konusu ve pazar büyüklüğü 12.6 milyar Euro’ya ulaşacak.
“Sökülecek Fabrika” Tuzağı
Dünya genelinde demiryolu teknolojisi hızla gelişiyor. Gelişmiş ülkelerde bazı üretim hatları kapatılmakta ve fabrikalar sökülmektedir çünkü teknolojileri artık kullanılabilir durumda değil. İşte bu nokta, uygun maliyetle “kanıtlanmış teknoloji” önerileri ile karşı karşıya kalmamıza neden oluyor. Ancak, bu önerilerin uzun vadeli sonuçlarını değerlendirmek, urgan milletimizin ve uluslararası paydaşların görevi olmalıdır.
Tüketim maliyetlerinden daha önemlisi, zamanında belirlenen projelerin gerçekleşmesidir. Kaliteli malzeme ve teknoloji seçimi, uzun vadede daha az maliyet yaratır.
TCO ve Uygulama Gerçekleri
Proje ihalelerinde ilk maliyete (CAPEX) odaklanmak yerine, toplam sahip olma maliyet (TCO) analizine ihtiyaç vardır. Uzun süreli kullanımda enerji verimliliği, bakım masrafları ve yedek parça giderleri çok daha fazla önem kazanmaktadır.
Gerçek Üretim: Kendi Kendine Yeterlilik mi?
Bazı ortaklıklar “yerli üretim” adı altında ilerlese de çoğu kendine ait alt yapısı olmayan montaj sanayisidir. Gerçek üretim, araştırma ve geliştirme alanında derin iş birlikleri ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda, Türkiye’nin potansiyelini değerlendiren global oyuncularla doğru stratejiler geliştirmek şarttır.
Büyük Resim: Jeopolitik Koridorlar ve Türkiye’nin Rolü
Orta Koridor, Çin’den Avrupa’ya ulaşımda önemli avantajlar sağlamaktadır. 2024 yılına kadar bu güzergâhın trafiği %70 artış göstermesi bekleniyor. Türkiye’nin bu süreçteki rolü, hem ekonomik hem de stratejik açıdan kritik öneme sahiptir.
Sonuç Olarak:
Harekete geçmek için öncelikle doğru yönü belirlemek gerekir. Hedeflerimize ulaşmak, geniş bir kitleye yayılmak ve bağlantılarımızı güçlendirmek için bütün paydaşların iş birliği içinde hareket etmesi şarttır. Bu bağlamda, geçmiş deneyimlerden faydalanarak, verimlilik ve yüksek kalite prensiplerinden taviz vermeden ilerlemeliyiz.
Yiğit Belin, RedApple Kıdemli İcra Direktörü, Raylı Sistem ve Elektrikli Araçlar Uzmanı
“`